Türkiye Gezi Rehberi
Türkiye bilgileri, yol tarifleri, mesafeler, telefonlar; gezi önerileri, yazılar, fotoğraf arşivi, gezi notları
Gençlik Marşı’nın sözleri
Categories: Marşlar

GENÇLİK MARŞI

Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar.
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

Bu gök, deniz nerede var,
Nerede bu dağlar, taşlar.
Bu ağaçlar, güzel kuşlar,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

Her geceyi güneş boğar,
Ülkemizin günü doğar.
Yol uzun da olsa ne var,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin;
Sert adımlarla her yer inlesin.

Gençlik Marşı’na ait bilgileri şöyle özetleyebiliriz:
Şarkının orjinal adı: Tre Trallande Jamtor
Türkçesi: Trallal la Diyen Üç kız
Bestecisi: Felix Körling (Feliks Çörling)
Besteyi İsveç’ten getiren: Selim Sırrı Tarcan
Türkçe güftesini yazan: Ali Ulvi Elöve
Ufak bir değişiklikle Türkçe’ye uygulayan: Viyolonist Osman Zeki Üngör
Türkiye’de ilk defa okunduğu yıl: 1916
Atatürk’ün Marşı yorumlaması: 20/21 Haziran 1936
Gençlik ve Spor Marşı olarak kabulü: 20 Haziran 1938

Gençlik Marşı’nın hikayesi
Bu marş, İsveç bestecisi Felix Körling’in (Feliks Çörling) olup Selim Sırrı Tarcan (1874-1956) tarafından 1909 yılında İsveç’ten yurda döndüğünde getirilmiştir. Marşın asıl adı JAMTLAND’LI ÜÇ ŞARKICI KIZ yahut şakıyan üç kız anlamına gelen TRE TRALLANDE JAMTOR’dur. Güftesinin konusu ormana ait olduğundan İsveç’in ormancıları ve orman fakültesi öğrencilerince tutulan bir şarkıdır (1). Marşın melodisini çok beğenen S. Sırrı Tarcan, Birinci Dünya Savaşı yıllarında buna bir güfte uygulanıp Türk gençlerine öğretmek istedi. Bu arada İstanbul Erkek Öğretmen Okulunun Türkçe öğretmeni arkadaşı Şair Ali Ulvi (Elöve) Beye, marşın güftesini ısmarlamış ve böylece 1915 – 1916 ders yılı ortalarında marş tamamlanmıştır. Ali Ulvi Elöve, Gençlik Marşı ile ilgili anılarında şunları anlatıyor: “Bir gün okulun uygulama odalarından birinde çalışırken, S. Sırrı Tarcan ziyaretime geldi. O günlerde pek gözde olan bir İsveç marşı için güfte yazmamı istedi. Istenilen güfte 4×4 veya 8 heceli olacaktı. Vakit geçirmeden çalışmaya koyuldum. 1. Dünya Savaşı’nın aleyhimize döndüğü yıllardı o yıllar. Gençlik ve halk kaygıya kapılmıştı. Marş yazarken başlıca amacım bu havayı dağıtmak, gençlere azim, ümit ve kalp vermek oldu.” (2). Marş ilk defa öğretmen okulunda söylenerek daha sonra okulu bitirenler tarafından bütün yurda yayılmıştır. Okul dışında ilk olarak 1916 ilkbaharında Kadıköy İttihat Spor Çayırı’nda (şimdiki Fenerbahçe Stadı’nın bulunduğu yer) İstanbul Erkek Öğretmen Okulu’nun S. S. Tarcan yönetiminde yapmış olduğu ilk beden eğitimi gösterisinde söylenmiştir. 3 yıl sonra ülkemiz çetin bir Kurtuluş Savaşına başladı. Mustafa Kemal, daha Samsun yolunda iken Bandırma Vapurunun güvertesinde arkadaşları ile bu marşı söyleyerek Karadeniz’i ak umutlarla yara yara Anadolu’ya ulaştılar. Samsun’a çıktıktan sonra Çamlıbel’e geldiklerinde yanında bulunan arkadaşlarını toplayarak DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ marşını söylediler. Daha sonra Erzurum ve Sivas yollarında ve bütün Kurtuluş Savaşı süresince bu marşı söyleyerek umutlarını tazeleyip durdular. Böylece Anadolu’yu bir heyecan kasırgası sarmıştı. Bu heyecan ve umutladır ki, Türk Ulusu, M. Kemal’in önderliğinde ülkemizi düşmanlardan temizledi ve özgürlüğüne kavuştu. Nihayet Cumhuriyetten sonra marş kendi kendine gençliğe mal edilmişken, 20 Haziran 1938 tarih ve 2400 sayılı yasa ile kabul edilen Mayısın 19’u, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI olmuştur. Artık bu bayramın marşı da DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ diye başlayan Gençlik Marşı’ydı.
Kaynak: (1) Etem Ruhi Üngör, Türk Marşları, (Ankara, Ayyıldız Matbaası, 1975), s. 208.
(2) Avni Altıner, Her Yönüyle Atatürk, (İstanbul: Bakış Matbaası, 1974), s. 633.
Yukarıdaki yazı www.ataturkhayati.com sitesinden alınmıştır.

Ali Ulvi Elöve
(1881-15 Ağustos 1975) Şair, dilbilimci, yazar ve çevirmen. Selanik’te doğdu. Bir süre Selanik İdadîsinde okudu; Selanik Darulmuallimîn-i İdadîsini bitirdi. Tesalya Golos Telgrafhanesinde posta kâtipliği, Serez Ecnebî Muharebe Telgraf memurluğu, Fevziye Mektebinde öğretmenlik yaptı (1898-1905). Özel dersler verdi. Bu şehirde Kâzım Nami Duru ile Çocuk Bahçesi dergisini çıkardı (1905). 1908′den sonra İstanbul, Adana ve Bursa’da edebiyat öğretmenliğine devam etti. 1939′dan itibaren Gazi Eğitim Enstitüsünde ders vermeye başladı. 1945′te emekliye ayrıldı. M. Neşat, Ali Necat imzalarını da kullanmıştır. Bir süre Türk Dil Kurumunda ‘Terim Kolu Uzmanı’ olarak çalışan Elöve, Türk dili araştırmaları ile tanınır. Ayrıca çocuk şiirleri yazmıştır. ‘Dağ Başını Duman Almış’ sözleriyle başlayan ‘Gençlik Marşı’ onundur.
Şiirleri: Çocuklarımıza Neşîdeler (1912), Çocuklarımıza Şiir (1959).
Derlemeleri-araştırmaları: Türkçe Hekimlik Terimleri Üzerine Bir Deneme (Dr. I. İşçil ile 1944), Edebiyat ve Söz Sanatı Terimleri Sözlüğü (M. A. Ağakay ve A. Dilaçar ile 1948), Dilbilim Terimleri Sözlüğü (Mehmet Ali Ağakay ve Agop Dilaçar ile 1949)
Çevirileri: Küçüklere Çamur İşleri Nasıl Yaptırmalı (Garsen’den), Türk Dili Grameri (Jean Deny’den, 1941), Mikyasü’l-Lisan ve Kıstasü’l-Beyan (Konuşmanın ve dilin ölçüleri, Kütahyalı Abdurrahman Hoca’nın eserinin açıklamalı tercümesi, 1952).
Yukarıdaki yazı www.yasamoykusu.com sitesinden alınmıştır.

Selim Sırrı Tarcan
(1874 – 1956) Sporcu, beden eğitimi öğretmeni, spor bilimci, milletvekili. Mora Yenişehir’de doğdu. Galatasaray Lisesi ve Mühendishane-i Berr-i Hümayun’u bitirdi. Lise yıllarında hocası Faik Üstünidman’dan jimnastik dersleri aldı. Bir süre Servet-i Fünun dergisinde spor bölümünü yönetti. O dönemde Galatasaray Lisesi öğretmenlerinden Juery ile iyi görüşen Selim Sırrı, Juery aracılığıyla Pierre de Coubertin ile temas kurdu. Coubertin, Türkiye’nin de IOC’ye girmesini istiyordu. 1908′de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte harekete geçen Selim Sırrı, ilk Milli Olimpiyat Komitesi’ni kurdu. 28 Mayıs 1909′da Berlin’de yapılan Uluslararası Olimpiyat Komitesi toplantılarına katıldı ve aynı yıl İsveç Kraliyet Askeri Beden Eğitimi ve Jimnastik Akademisi’ne başladı. 1911′de akademiyi bitirip yurda döndü ve beden eğitimi öğretmeni olarak çalışmaya başladı. I. Dünya Savaşı nedeniyle 1918′de IOC üyeliğinden çıkarılan Türkiye’nin Milli Olimpiyat Komitesi de dağıldı. 1922′de Selim Sırrı’nın çabalarıyla Türkiye Milli Olimpiyat Cemiyeti tekrar kuruldu ve komitenin başkanlığına seçildi. Cumhuriyet’in ilanına kadar çeşitli okullarda beden eğitimi öğretmenliğini sürdüren Selim Sırrı, 1924′te Beden Terbiyesi Başmüfettişi oldu. “Prag Spor Pedagajisi Kongresi” adıyla yayımladığı kitabında, 1925 yılında yapılan VIII. Olimpik Kongre’nin konuşmalarını yayınladı ve çeşitli konferanslarda “amatörlük, amatör sporcu ve spor müsabakaları” konularında keskin görüşler dile getirdi. 1926′da konuşmaları yüzünden TİCİ tarafından kınandı. Selim Sırrı bu olay karşısında TMOK Başkanlığı’ndan çekildi ve 1930′da Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyeliğinden de istifa etti. 1935′te Beden Terbiyesi Başmüfettişi görevinden emekliye ayrıldı ve bir dönem Ordu milletvekilliği yaptı. Yaşamı boyunca 58 kitap, 2500 makale ve yine pek çoğu spor konusunda 1520 konferans vererek erişilmesi güç bir rekora ulaştı. 2 Mart 1956 tarihinde kalp krizi sonucu vefat etti.
Yukarıdaki yazı www.yasamoykusu.com sitesinden alınmıştır.

Osman Zeki Üngör
(1880 İstanbul – 1958 İstanbul) Besteci, orkestra şefi, keman virtüozu. Osman Zeki Üngör 1880 yılında İstanbul’da doğdu. Muzıka-i Hümayun’da Fasl’ı Cedid’i tertib eden Santuri Hilmi Bey’in torunu; Hacı Bekirzade Hüseyin Bey’in oğlu, Ekrem Zeki Ün’ün babasıdır. Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’nde okudu. 1891′de girdiği Mızıkai Hümayün’da yeteneğiyle 2. Abdülhamid’in dikkatini çekti. Batı müziği öğrenimi görerek konser kemancısı oldu. Büyükbabası Santuri Hilmi Bey’in kurduğu Mızıka-i Hümayun Faslı Cedidi’nde ve Saffet Atabinen’in ilk defa düzenlediği senfoni orkestrasında başkemancı olarak çalıştı. Binbaşı rütbesiyle de Saray Orkestrası Şefi oldu. Mızıka-i Hümayun’da öğretim görevinde bulundu. İstanbul Erkek Muallim Mektebi’nde öğretmenlik yaptı. Bağımsız kadrosu olan ilk Türk senfoni orkestrasıyla Union Française’de haftalık halk konserleri verdi. Musiki Muallim Mektebi’nin müdürlüğünü yaptı. Avrupa şehirlerinde de orkestralar idare ederek konserler veren Üngör; asıl ününü Mehmed Akif Ersoy’un İstiklal Marşını 1922 senesinde besteleyerek elde etti. Cumhuriyet’in İlanı’ndan sonra vazifesini Ankara’ya naklederek Ankara Riyaset-i Cumhur Musıki Hey’eti Şefi (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) oldu.
Musıki Muallim Mektebi’nin kurulmasında önemli rol oynayan Üngör; 1924-1934 seneleri arasında bu okulun müdürlüğü vazifesinde bulundu. 1934 senesinde emekliye ayrılan Üngör; bir müddet de Teşvikiye Caddesi’nde Maçka Palas’ta oturmuş, 1958 senesinde de İstanbul’da vefat etmiştir. Cenaze töreninde özel izinle İstiklal Marşı çalındı.
İstiklal Marşı dışında başlıca eserleri, İlim Marşı, Azm-ü Ümit Marşı, Töre Marşı, Türk çocukları, Cumhuriyet Marşı.
Yukarıdaki yazı www.kimkimdir.gen.tr sitesinden alınmıştır.

Alıntı yapılan tüm yazılar başka kaynaklardan da kontrol edilmiş ve tarafımca bazı yerlerde (kişi isimlerinde ve bağlantılarında) düzeltmeler yapılmıştır.

Öğretmenlerimiz sayesinde Türkiye’nin her köşesine ulaşan ve kurtuluş sembolü sayılan marşımızdır.

Bu yazı Tolga Günaydın tarafından hazırlanmıştır

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.